28 Aralık 2012 Cuma

Heybeliada

İstanbul açıklarındaki prens adalarının, Büyükada’dan sonra ikinci büyük ada olan Heybeliada 2.7 Km uzunluğunda ve 1.2 Km genişliğinde olup Maltepe (Kartal) kıyılarına yaklaşık 2.5 mil uzaklıktadır. Eski adı Yunanca bakır anlamına gelen Halki’dir. Heybeliada ismi ise adaya uzaktan bakıldığında  yere serilmiş bir heybe görünümünde olmasından dolayı verilmiştir.

İskelede vapurdan inilince sol tarafta Deniz Lisesi görülebilir. Çam limanı tarafında ise Cumhuriyetin ilanından sonra yaptırılan sanatoryum görülebilir. Sanatoryum 2005 yılına kadar verem hastalığına yakalanan İstanbul halkına hizmet vermiştir.

Heybeliada’da tarihi eserler de vardır. Birincisi Türkler’in fethinden önce yapılmış son ve Adalar’daki tek Bizans Kilisesi, Kamariotissa’dır. Kiliseyi son İmparatoriçe Maria Komnena’nın yaptırdığı sanılıyor. İstanbul’da Fener’deki Aya Maria dışında, dört yapraklı yonca modeline göre yapılmış tek kilise budur. Bu kıyıda Aya Yorgi (Ayios Yeorgios) Manastırı, Çam Limanı’nın batı ucunda Tarik-i Dünya Manastırı vardır.

İkinci ilginç kalıntı İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth’in elçisi Edward Barton’ın mezar taşıdır. Üzerinde –imla yanlışları da olan- Latince bir kitabe ve Barton’ın aile arması var.

Bu tarihi eserler askeri arazide olduğu için özel izin alınmadan görülemiyor.

Adalar kümesinin merkezinde bulunan Heybeliada’da 19 yy.a değin bir balıkçı kasabası ve üç manastır dışında pek yerleşim olmamıştır. 1846 yılında adalara vapur seferlerinin başlaması ile birlikte kademeli olarak ada nüfusunda artış gözlenmiş; vapur seferlerinden önce 800 civarında olan nüfus, vapur seferleri sonrası 2000’e kadar çıkmıştır. Aynı yüzyıl içinde birbirine yakın tarihlerde inşa ettirilen Ortodoksların tek yüksek okulu olan Ruhban Mektebi, Türkiye’nin ilk özel ticaret okulu olan Elen Ticaret Okulu ve Bahriye Mektebi adanın canlanmasında hiç kuşkusuz büyük rol oynamıştır. İstanbul’un varlıklı Rumları özellikle bu gelişmelerden sonra adada köşkler ve konaklar inşa ettirmiş, Rum nüfusunun artmasıyla adanın eğlenceye dönük yüzü kendini iyice hissettirmeye başlamıştır. 1887 yılında gelindiğinde Heybeliada’nın ilk belediye reisliği görevi için Papa Yani tayin edilmiş, aynı yıl içinde adaya telgraf bağlantısı sağlanmıştır.

İskelenin sağında çarşı, meyhane ve kahveler yer alır. Büyük Rum Kilisesi Aya Nikola (Ayios Nikolaos) buradadır. İskeleden yürüyerek, çamlık piknik yerlerine gidilebilir. Piknik alanlarının hemen ilerisinde Değirmen burnu denilen bölgeye ulaşılır. Bölgeye adını veren değirmen kalıntıları hala ayaktadır.

Fazla yapılaşmamış olan diğer tepede, Bizans'a kadar dayanan geçmişi olan Ayia manastırı (Trias Manastırı) ve Rum Ortodoks Ruhban Okulu vardır. Heybeliada, fetihten bir zaman sonra, Rum nüfusun başlıca dini eğitim merkezi olmuştur (Dünyevi eğitim merkezi Fener’de kaldı). Din adamı adayları Yunanistan’dan ve Rumlar’ın bulunduğu her yerden buraya okumaya gelirdi. 1970’lerde Türk hükümetiyle Rum Ortodoks Patrikhanesi arasındaki bazı anlaşmazlıklardan ötürü buradaki eğitim faaliyetlerine son verilmiştir. Ortodoks Rum dini kurumlarının yanında 1940’larda yapılmış Beth Yaakov sinagogu bulunur.

Kuzey kıyısında da Hidiv ailesinden Sait Halim’in kardeşi Abbas Halim Paşa’nın konağı halen ayaktadır. Bu yapı aynı zamanda Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın yaşadığı yerdir. Ayrıca Yesari Asım Arsoy’un Biz Her Gece Heybeli’de Mehtaba çıkardık adlı Sultânî Yegâh eseri de Heybeliada’nın kültürümüzdeki önemi açısından önemli bir mirastır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder