31 Aralık 2012 Pazartesi

Burgazada

Makedonyalı komutan Büyük İskender'in generali, Demetrios'un babası olan Antigone buraya büyük bir kale yaptırmıştır. Ada önce onun adıyla anılmış, sonra Yunanca kale/burç anlamına gelen Burgaz (Pyrgos) adını almıştır. Ortodoks kilisesinin en saygın patriklerinden Metodios'un ikonakırıcılar tarafından adadaki bir mahzende yedi yıl hapsedildiği söylenmektedir. Bugün bu mahzenin üzerinde Ayios İoannis Kilisesi bulunmaktadır. Evliya Çelebi'nin 17.yy'da yazdığnıa göre, ada halkı Rumlardan çok az sayıda da Yahudi ve Ermenilerden oluşmaktadır.

En az 1 kilometre genişliğindeki boğaz Heybeliada'yı Burgaz (Antigoni) Adası'ndan ayırır. Antikçağ yazarları bu adaya Erebinthus, Bizanslı yazarlar ise Therebintos ya da Panormos adını vermişlerdir.

Çağdaş Türk edebiyatının önemli yazarlarından hikâyeci Sait Faik Abasıyanık, hayatının bir bölümünü burada geçirmiştir. Burgaz Adası ve diğer İstanbul Adaları, hikâyelerinde önemli yer tutmuştur. Abasıyanık'ın Burgaz'daki evi, Sait Faik Müzesi adıyla müze haline getirilmiştir.

Burgaz Adası; ağaçlarla kaplı olan Heybeliada ve Kaşık Adası'na baktığı için manzara açısından avantajlıdır. Ada; çam ormanları, sahilleri ve zarif ahşap köşkleriyle de İstanbul'un sevilen bir köşesidir. Güzel ahşap köşklerın en çok saklandığı yerler sahil ve tepenin Kaşıkadası ile Heybeliada'ya bakan eteğindeki sokaklardır. Adanın eski plajına, iskelede vapurdan inildikten sonra sola dönülüp sahil takip edilerek ulaşılır. Bura doğu yönünde ucunda fener bulunan bir bir burun vardır. Günbatımıyla manzarasıyla meşhur olan Kalpazankaya mevkii adanın batı yönündedir. Türkiye'deki ilk kalp paranın burada basıldığı söylenmektedir. 176 m yükseklikteki Bayrak Tepe, adanın güney kıyısından yükselen dik bir yamacın üstündedir. "Hristos Manastırı" bu tepede bulunmaktadır.

1928'de kurulan Burgaz Adası Sanatoryumu, Türkiye'nin en eski sanatoryumlarından biridir.

İstanbul'daki Rumların nüfusunun azalmasıyla birlikte, adadaki Rumların sayısı da çok azalmıştır. Bugün çok az Rum kalmıştır. Buna karşılık, adada İstanbullu Yahudilerin sayısı artmıştır ve adanın nüfusunun büyük bir oranını Türkler oluşturmaktadır. Adanın sol yamacındaki Avusturya Lisesi'ne ait binalarda ise Avusturyalı rahip ve rahibeler yaşamaktadır.

Burgaz'da 6 Ekim 2003 büyük bir orman yangını çıkmıştır. Şiddetli lodosla nedeniyle bu yangında önemli miktarda ağaç yanmıştır. Adalıların ve itfaiyenin havadan ve karadan yaptıkları söndürme çalışmaları sonucu, yangın ertesi gün söndürülmüştür. Yangından sadece on gün sonra 450 dönüm arazi üzerinde başlatılan orman yeşertme çalışmalarına İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü, Adalar Belediyesi, sivil toplum örgütleri ve ada halkı katılmıştır. Çalışmalardan büyük ölçüde olumlu sonuç alınmıştır. Burgazada'ya gezmeye giderseniz bir fidan alıp gidin ve bir yere dikin, benden ufacık bir öneri. Adalar hepimizin, Türkiye hepimizin, Dünya hepimizin.

28 Aralık 2012 Cuma

Heybeliada

İstanbul açıklarındaki prens adalarının, Büyükada’dan sonra ikinci büyük ada olan Heybeliada 2.7 Km uzunluğunda ve 1.2 Km genişliğinde olup Maltepe (Kartal) kıyılarına yaklaşık 2.5 mil uzaklıktadır. Eski adı Yunanca bakır anlamına gelen Halki’dir. Heybeliada ismi ise adaya uzaktan bakıldığında  yere serilmiş bir heybe görünümünde olmasından dolayı verilmiştir.

İskelede vapurdan inilince sol tarafta Deniz Lisesi görülebilir. Çam limanı tarafında ise Cumhuriyetin ilanından sonra yaptırılan sanatoryum görülebilir. Sanatoryum 2005 yılına kadar verem hastalığına yakalanan İstanbul halkına hizmet vermiştir.

Heybeliada’da tarihi eserler de vardır. Birincisi Türkler’in fethinden önce yapılmış son ve Adalar’daki tek Bizans Kilisesi, Kamariotissa’dır. Kiliseyi son İmparatoriçe Maria Komnena’nın yaptırdığı sanılıyor. İstanbul’da Fener’deki Aya Maria dışında, dört yapraklı yonca modeline göre yapılmış tek kilise budur. Bu kıyıda Aya Yorgi (Ayios Yeorgios) Manastırı, Çam Limanı’nın batı ucunda Tarik-i Dünya Manastırı vardır.

İkinci ilginç kalıntı İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth’in elçisi Edward Barton’ın mezar taşıdır. Üzerinde –imla yanlışları da olan- Latince bir kitabe ve Barton’ın aile arması var.

Bu tarihi eserler askeri arazide olduğu için özel izin alınmadan görülemiyor.

Adalar kümesinin merkezinde bulunan Heybeliada’da 19 yy.a değin bir balıkçı kasabası ve üç manastır dışında pek yerleşim olmamıştır. 1846 yılında adalara vapur seferlerinin başlaması ile birlikte kademeli olarak ada nüfusunda artış gözlenmiş; vapur seferlerinden önce 800 civarında olan nüfus, vapur seferleri sonrası 2000’e kadar çıkmıştır. Aynı yüzyıl içinde birbirine yakın tarihlerde inşa ettirilen Ortodoksların tek yüksek okulu olan Ruhban Mektebi, Türkiye’nin ilk özel ticaret okulu olan Elen Ticaret Okulu ve Bahriye Mektebi adanın canlanmasında hiç kuşkusuz büyük rol oynamıştır. İstanbul’un varlıklı Rumları özellikle bu gelişmelerden sonra adada köşkler ve konaklar inşa ettirmiş, Rum nüfusunun artmasıyla adanın eğlenceye dönük yüzü kendini iyice hissettirmeye başlamıştır. 1887 yılında gelindiğinde Heybeliada’nın ilk belediye reisliği görevi için Papa Yani tayin edilmiş, aynı yıl içinde adaya telgraf bağlantısı sağlanmıştır.

İskelenin sağında çarşı, meyhane ve kahveler yer alır. Büyük Rum Kilisesi Aya Nikola (Ayios Nikolaos) buradadır. İskeleden yürüyerek, çamlık piknik yerlerine gidilebilir. Piknik alanlarının hemen ilerisinde Değirmen burnu denilen bölgeye ulaşılır. Bölgeye adını veren değirmen kalıntıları hala ayaktadır.

Fazla yapılaşmamış olan diğer tepede, Bizans'a kadar dayanan geçmişi olan Ayia manastırı (Trias Manastırı) ve Rum Ortodoks Ruhban Okulu vardır. Heybeliada, fetihten bir zaman sonra, Rum nüfusun başlıca dini eğitim merkezi olmuştur (Dünyevi eğitim merkezi Fener’de kaldı). Din adamı adayları Yunanistan’dan ve Rumlar’ın bulunduğu her yerden buraya okumaya gelirdi. 1970’lerde Türk hükümetiyle Rum Ortodoks Patrikhanesi arasındaki bazı anlaşmazlıklardan ötürü buradaki eğitim faaliyetlerine son verilmiştir. Ortodoks Rum dini kurumlarının yanında 1940’larda yapılmış Beth Yaakov sinagogu bulunur.

Kuzey kıyısında da Hidiv ailesinden Sait Halim’in kardeşi Abbas Halim Paşa’nın konağı halen ayaktadır. Bu yapı aynı zamanda Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın yaşadığı yerdir. Ayrıca Yesari Asım Arsoy’un Biz Her Gece Heybeli’de Mehtaba çıkardık adlı Sultânî Yegâh eseri de Heybeliada’nın kültürümüzdeki önemi açısından önemli bir mirastır.

27 Aralık 2012 Perşembe

Büyükada

İstanbul açıklarındaki Prens adalarının en büyüğü olan Büyükada 5.4 km2 yüzölçümüne sahiptir. Kışın nüfusu 7000 – 8000 civarında olmakla birlikte yazın günübirlik gelen ziyaretçilerle bu sayı 20 000 lere ulaşabilmektedir. İstanbul’un Maltepe (Kartal) sahiline uzaklığı 2300 metredir. Güneyinde Yüce tepe adında 203 metre yükseklikte, kuzeyinde ise 164 metre yükseklikte Manastır tepesi adında iki tepesi vardır. Adanın tarihi ile ilgili en eski bulgu Büyük İskender’in babası olan Makedonya Kralı 2. Philip’e ait olan altın sikkelerdir (Antik madeni para). Tamamı 207 sikkeden oluşan define İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.

İstanbul açıklarındaki adalara Prens adaları denmesinin nedeni Bizans döneminde kraliyet ailesinden olan kişilerin sürgün yeri olarak kullanılmasındandır. Prens adaları Fatih Sultan Mehmet Tarafından İstanbul’un fethinden bir ay önce fethedilmiştir.

1. Dünya savaşına kadar İstanbul’da yaşayan Rum toplumunun yoğun olarak yaşadığı Büyükada 1. Dünya savaşı ve Kurtuluş savaşı sonrası Rum toplumunun azalması sonucunda canlılığını kaybetmiştir. 1940 lı yıllarda devlet bürokrasisinin ve varlıklı İstanbulluların gözde sayfiye yerlerinden biri olmasıyla birlikte eski şaşaalı günlerine kavuşmuştur. Yine aynı dönemde üstün nitelikli mimari yapılarla süslenmiş, zaman içinde de İstanbul halkının da günü birlik gezinti mekânlarından biri hâline gelmiştir.

Adanın Kuzey-Güney doğrultusuna dik olarak çıkan Dil Burnu vardır, ünlü bestecimiz Osman Nihat Akın’ın Yine bu yıl ada sensiz içime hiç sinmedi, Dilde yalnız dolaştım hep gözyaşlarım dinmedi adlı Nihâvend eserindeki dil, Büyükada’nın dil burnudur. Osman Nihat Akın bu eseri her yıl gittiği Büyükada'da ziyaret ettiği can dostu Ahmet Refik Altınay'ın ölümü üzerine yazmıştır.

Büyükada'nın iki yanındaki Yörük Ali ve Nizam Plajları, Luna Park, Aşıklar, Viranbağ kır gazinoları, korulukları, biri iskeleden başlayıp adanın tüm çevresini dolaşan büyük tur, diğeri Araba Meydanı’ndan başlayıp Dil’den, Aşıklar Kır Gazinosu’ndan Lunapark’a oradan da Maden’e geçerek binildiği noktaya dönülen küçük tur olmak üzere araba turları, Luna Park meydanındaki süslü eşeklerle yapılan geziler Büyükada gezilerinin başlıca eğlenceleri haline gelmiştir.

Adanın en yüksek tepesinde Aya Yorgi Kilisesi ve Aya Yorgi Manastırı bulunmaktadır. Buradaki ilk yapı, M.S. 6. yüzyıl'da inşa edilmiştir. Bu mevkide, birçok kilise ve manastırın kalıntıları da vardır. Bunlardan bazıları günümüze kadar ulaşmış, bazıları yıkıntı olarak kalmıştır.

İsa Tepesi'nde ise Hristos kilise ve manastırı ile Rum Yetimhanesi bulunmaktadır. Rum Yetimhanesi'nin binası harabe olmasına rağmen halen dünyanın en büyük ahşap tek parça yapılarındandır. Kumsal semtindeki Ayios Dimitrios kilisesi de Büyükada'nın önemli dini yapılarındandır. Adadaki küçük Ortodoks cemaat, büyük ayinlerini burada yapar.

Büyükada'da bulunan 4 camiden mimari bakımdan en dikkat çekeni II. Abdülhamit tarafından yaptırılan Hamidiye Camii'dir. Mimari açıdan Batı etkisinde inşa edilmiş bulunan mekân, Ada Cami Sokağı'nda bulunmaktadır.

Tarihi ve doğal güzellikleriyle yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktalarından biridir. Motorlu taşıtların yasak olduğu (resmi araçlar hariç) adada ulaşım bisiklet ve faytonlarla sağlanır. Denize girmek için halk plajları vardır.

Lev Troçki'nin, Sovyet lideri Stalin tarafından sürgün edildikten sonra 1929-1933 yılları arasında yaşadığı Nizam Mahallesi'ndeki ev ve ünlü yazar Reşat Nuri Güntekin'in Maden Mahallesi'ndeki evi adayı ziyaret edenlerin ilgisini çekmektedir. Aya Yorgi manastır ve kilisesine her yıl 23 Nisan ve 24 Eylül günlerinde sayısız insanın 200 metrelik bu tepeyi tırmanıp kiliseye ulaşınca, inancı doğrultusunda dua ettiği, dilek tuttuğu ve dileklerinin yerine geleceği inancı vardır.

İstanbul şehir hatları vapurları ile Büyükada’ya gidebilirsiniz.