2 Ocak 2013 Çarşamba

Kınalıada



 İstanbul adaları içinde en küçük adalardan bir olan Kınalıada’nın eski ismi Proti’dir. İstanbul’a en yakın ada olduğundan dolayı Bizans yönetiminin sürgüne gönderdiği saray mensupları diğer adalara oranla daha çok Kınalıada’ya gönderilmişlerdir. Bu sürgünler içinde en tanınmış olanı hiç kuşkusuz ki ünlü Bizans İmparatoru IV. Romanos Diogenes’tir.

 Kınalıada ismi, adada toprağındaki bakır ve demir madenlerinden dolayı toprağın kızılımtrak görünümünden gelir, ada kayalık olmasından dolayı çok ağaç bulunmamaktadır. Adada Çınar Tepesi, Teşvikiye Tepesi ve Manastır Tepesi olmak üzere üç tepesi vardır, Çınar tepesindeki büyük radyo ve televizyon antenleri İstanbul’un Anadolu yakasından rahatça görülebilmektedir. Manastır tepesinde ise Rum Ortodoks Hıristos Manastırı vardır.

 Kınalıada’ya ilke yerleşenler İstanbul Ermenileri olmuş, Ermeni yerleşiminden sonra Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi ve Nersesyan Ermeni Mektebi’ni inşa edilmiştir. Daha sonra Rumlar ve Türkler adaya yerleşmişlerdir. Ada nüfusu yaklaşık üç bin kişi olmakla birlikte, bu sayı yaz aylarında 20 – 30.000 civarında olabilmektedir.

 1964 yılında  mimarlar Turhan Uyaroğlu ve Başar Acarlının eseri olan, farklı mimarisi ile ilgi çeken Kınalıada camii görülmeye değer mekanlardandır.

Ada halkı su ihtiyacını 1981 yılına kadar adadaki sarnıçlardan sağlamışlardır, 1981 yılında su dağıtım şebekesinin hizmete girmesiyle bu sorun ortadan kalkmıştır. Adaya elektrik ise 1947 yılında bağlanmıştır.

 Bostancı ve Kabataş'tan tarifeli vapur sefeleri ile Kınalıada'ya ulaşabilmek mümkündür. Ada vapurları gidişte önce Kınalıada'ya uğrar, dönüşte ise en son Kınalıadadaki yolcuları alır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder